Anlatım bozuklukları konu anlatımı

Bu kısımda Anlatım bozuklukları konu anlatımı ile anlatım bozuklukları örneklerine yer verilecektir.

Anlatım bozuklukları konu anlatımı

Günlük yaşamda ve yazılı anlatımda insanlarla olan İletişimimizi cümlelerle sağlarız. Cümlelerimizin; ge­reksiz sözcük, yanlış anlamda kullanılan sözcük ve anlam belirsizliği gibi anlam yanlışlıkları içermemesi gerekir. Bunun yanında bu cümleler dilbilgisi kuralla­rına uygun olmalıdır. Anlatım bozukluğu içeren bir cümlede anlatım bozukluğunun görülebilmesi için sözcük ve cümle düzeyinde anlam bilgisiyle dilbilgisi kurallarının özellikle cümle öğelerinin- iyi bilinmesi gerekir. Anlatım bozuklukları iki başlıkta incelenebilir:

ANLAMSAL (ANLAMA DAYALI) BOZUKLUKLAR

  1. Gereksiz Sözcük Kullanımı
  2. Yanlış Anlamda Sözcük Kullanımı
  3. Söz dizimi Yanlışlığı
  4. Anlamca Çelişen Sözlerin Bir Arada Kullanılması
  5. Sıralama ve Mantık Yanlışlığı
  6. Anlam Belirsizliği

YAPISAL (YAPIYA DAYALI) BOZUKLUKLAR

  1. Özne-Yüklem Uyuşmazlığı
  2. Özne Eksikliği
  3. Nesne Eksikliği
  4. Tümleç Eksikliği
  5. Yüklem, Ek eylem, Eylemsi Eksikliği
  6. Tamlama Yanlışlıkları
  7. Ek Yanlışlıkları
  8. Çatı Uyuşmazlığı

ANLAMSAL (ANLAMA DAYALI) BOZUKLUKLAR

Gereksiz Sözcük Kullanımı

Bir cümlede aynı anlama gelen sözcükler bir arada kullanılırsa veya bir sözcüğün anlamını başka bir söz­cük içerirse gereksiz sözcük kullanımından kaynakla­nan anlatım bozukluğu yapılmış olur.

  Misafirlerine her zaman ilgi ve alaka gösterirdi.

Bu cümlede “ilgi” ve “alaka” sözcükleri aynı anlama geldiği için gereksiz sözcük kullanımı yapılmıştır.

➥  Dünkü maçta yaptığım yanlış pas hatası maçı kay­betmemize yol açtı.

Bu cümlede “hata” sözcüğü, “yanlış” sözcüğünün anlamını taşıdığından gereksiz sözcük kullanımı ya­pılmıştır.

➥  Onunla ilk kez bir veli toplantısında tanıştık.

Bu cümlede “tanışmak” sözcüğü, “ilk kez” sözünün anlamını taşıdığından gereksiz sözcük kullanımı ya­pılmıştır.

➥  Çocuğun ağlamasının nedeni çok aç olmasından­dır.

Bu cümlede “-den” hal eki alan yüklem, “neden” sözcüğünün anlamını taşıdığından bu iki sözcüğün bir arada olması gereksiz sözcük kullanımına yol aç­mıştır. Bu cümle “Çocuğun ağlaması, çok aç olmasın­dandır.” veya “Çocuğun ağlamasının nedeni çok aç olmasıdır.” şeklinde düzeltilir.

➥  Kitap okumayı alışkanlık haline getirmenin koşulu küçük yaşlarda kitap sevgisinin aşılanmasına bağ­lıdır.

Bu cümlede “bağlıdır” sözcüğü, “koşul” sözcüğünün anlamını taşıdığından bu iki sözcüğün bir arada ol­ması, gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır. Bu cümle “Kitap okumayı alışkanlık haline getirmenin koşulu küçük yaşlarda kitap sevgisinin aşılanması­dır.” veya “Kitap okumayı alışkanlık haline getirmek, küçük yaşlarda kitap sevgisinin aşılanmasına bağlı­dır.” şeklinde düzeltilir.

➥ Bu kitabı öğrencilere tavsiye etmemdeki amaç, ya­şamlarına yön verirken onlara yardımcı olması içindir.

Bu cümlede “için” sözcüğü, “amaç” sözcüğünün an­lamını taşıdığından bu iki sözcüğün bir arada olma­sı, gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır. Bu cüm­le “Bu kitabı öğrencilere tavsiye etmemdeki amaç, yaşamlarına yön verirken onlara yardımcı olmaktır.” veya “Bu kitabı öğrencilere tavsiye etmem, yaşamla­rına yön verirken onlara yardımcı olmak içindir.” şek­linde düzeltilir.

Aşağıdaki cümieler, aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanımından kaynaklanan anlatım bozuk­lukları içermektedir. Ayraçlı bölümlerde aynı anlama gelen sözcükler gösterilmiştir.

Yarın hava sıcaklığı sıfırın altında eksi on derece ola­cakmış, (sıfırın altında – eksi)

Öğretmenimiz bugün sanki biraz yorgun gibi görünü­yor. (sanki = gibi)

Genç bir delikanlı otobüste yaşlıya yer verdi. (genç = delikanlı)

Biz de bu soruyu henüz hâlâ çözmedik. (henüz = hâlâ)

Depomuzda var olan mevcut eşyaların hepsi bunlar, (var olan = mevcut)

Sırf bu yüzden dolayı babası ona araba almıştı, (yüzden = dolayı)

Tüm çıkmış soruların hepsi bu kitapta var. (Tüm = hepsi)

Bu konudaki arzu ve isteklerinizi bize iletebilirsiniz, (arzu = istek)

O,   bundan sonra artık geç yatmayacağını söyledi, (bundan sonra = artık)

Aşağıdaki cümleler, bir sözcüğün anlamının cümle için­de başka bir sözcükte bulunmasından kaynaklanan an­latım bozuklukları içermektedir. Ayraçlı bölümlerde, an­lamı başka sözcüklerde bulunan sözler gösterilmiştir.

Arkadaşlarımın beklenmedik sürprizi karşısında çok duygulandım.(beklenmedik)

Bu ilaçların çoğu yurtdışından ithal ediliyormuş, (yurtdışından)

Müdür, programın ilk başında bir konuşma yaptı. (ilk)

Telefonda yaklaşık bir saat karşılıklı konuştuk, (karşılıklı)

Romanın en sonunda başkahraman ölüyor. (en)

Yanlış Anlamda Sözcük Kullanımı

Cümlelerde, anlamca veya yazımca birbirine yakın olan bazı sözcükler birbiriyle karıştırılıp yanlış kullanıl­maktadır. Bu bozuklukları görebilmek için sözcüklerin kullanım alanlarını iyi bilmek gerekir.

➥ Sınava başvuran öğrenci sayısı son yıllarda daha da çoğaldı.

Bu cümlede “çoğalmak” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Öğrenci sayısının az durumdan çok du­rumuna gelmesi “çoğalmak” sözcüğüyle değil, “art­mak” sözcüğüyle anlatılır.

➥ Şair, 24 Haziran 1950 yılında İzmir’de hayata mer­haba demiş.

Bu cümlede “yılında “ sözcüğü yanlış anlamda kulla­nılmıştır. “24 Haziran 1950” sözü “yıl” değil, “tarih” bildirmektedir. Bu yüzden “yılında” sözcüğü yerine “tarihinde” sözcüğü kullanılmalıdır.

➥ Yapılan etkinlikler ilçemizin dünyaca tanınmasına neden oldu.

Bu cümlede “neden oldu” sözü yanlış anlamda kulla­nılmıştır. “neden olmak” sözü anlamca olumsuz du­rumlarda kullanılır. İlçenin dünyaca tanınması, olumlu bir durum olduğuna göre bu cümle “Yapılan etkinlik­ler, ilçemizin dünyaca tanınmasını sağladı.” şeklinde düzeltilmelidir.

➥ Kaleci, gereksiz yere penaltı yaptırarak takımın ye­nilmesini sağladı.

Bu cümlede “sağladı” sözcüğü yanlış anlamda kulla­nılmıştır. “sağlamak” sözcüğü anlamca olumlu du­rumlarda kullanılır. Takımın yenilmesi, olumsuz bir du­rum olduğuna göre bu cümle “Kaleci, gereksiz yere penaltı yaptırarak takımın yenilmesine neden oldu.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler, yanlış anlamda sözcük kullanı­mından kaynaklanan anlatım bozukluğu içermekte­dir. Ayraçlı bölümlerde bu anlatım bozukluklarının na­sıl giderilebileceği gösterilmiştir.

Yosun tabakası gölün yüzeyini bütünüyle kapsamıştı, (kapsamıştı yerine kaplamıştı getirilerek)

Camdan yankılanan güneş ışığı gözlerimizi kamaştırı­yordu. (yankılanan yerine yansıyan getirilerek)

Düzenli çalışması yüzünden istediği üniversiteyi ka­zandı. (yüzünden yerine sayesinde getirilerek)

Bu sene fiyatlar çok pahalı olduğundan satışlar çok durgun. (pahalı yerine yüksek getirilerek)

Turistler, konaklama ücretlerinin ülkemizde oldukça ucuz olduğunu söylüyor. (ucuz yerine düşük getirilerek)

Yeni aldığımız fidanları arka bahçeye yarın ekeceğiz, (ekeceğiz yerine dikeceğiz getirilerek)

Sahildeki martıların kanat çırpınışları onu çok eskilere götürmüştü (çırpınışları yerine çırpışları getirilerek)

Söz dizimi Yanlışlığı (Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı)

Bir cümlede bazı sözcükler, doğru yerde kullanılma­dığı için anlamca pürüz oluşturmaktadır. Bu sözcük­lerin cümledeki yeri değiştirilerek cümledeki anlatım bozukluğu giderilir.

➥ Televizyonlarda tekrar tekrar ölmüş insan görüntülerinin gösterilmesi doğru değil.

Bu cümlede “tekrar tekrar” sözü yanlış yerde kullanıl­mıştır. Bu söz “ölmüş” eylemsisinin önüne geldiği için bu eylemsiyi niteler gibi görülmektedir. Bu durumu gi­dermek için “tekrar tekrar” sözü “gösterilmesi” sözcü­ğünden önce gelmelidir. Dolayısıyla bu cümle “Televiz­yonlarda ölmüş insan görüntülerinin tekrar tekrar gös­terilmesi doğru değil.” şeklinde düzeltilmelidir.

Ünlü şair, yirminci ölüm yıldönümünde mezarı ba­şında anıldı.

Bu cümlede “yirminci” sözü yanlış yerde kullanılmış­tır. “Yirminci” sözcüğü “ölüm” sözcüğünün önüne geldiği için bu sözcüğü nitelemektedir. Bu durumu gi- < dermek için “yirminci” sözü “yıldönümü” sözcüğün- 1 den önce gelmelidir. Dolayısıyla bu cümle “Ünlü şair, £ ölümünün yirminci yıldönümünde mezarı başında |P anıldı.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler, sözdizimi yanlışlığından kaynak­lanan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümle­lerde bu anlatım bozukluklarının nasıl giderilebileceği gösterilmiştir.

Ne zaman yağmur yağsa ilk aklıma sen geliyorsun.

Ne zaman yağmur yağsa aklıma ilk sen geliyorsun.

Annemin uzun yıllardır pişirdiği pilavdan yiyemedim.

Annemin pişirdiği pilavdan uzun yıllardır yiyemedim.

O,   her yolda kalan insana yardım ederdi.

O,   yolda kalan her insana yardım ederdi.

İzinsiz inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır.

İnşaata izinsiz girmek tehlikeli ve yasaktır.

Vakit buldukça lisede okuyan kardeşimi ziyaret eder­dim.

Lisede okuyan kardeşimi vakit buldukça ziyaret ederdim.

Anlamca Çelişen sözlerin Bir Arada Kullanımı

Anlamca Çelişen Sözlerin Bir Arada Kullanımı Anlamca birbiriyle ters düşen bazı sözcükler veya sözlerin cümlede bir arada kullanılmasıyla ortaya çı­kan anlatım bozukluklarıdır. Genellikle kesinlik anla­mı içeren bir sözle olasılık anlamı içeren bir sözün birlikte kullanılmasından kaynaklanır.

➥ Ahmet, eminim, okula gitmiş olabilir.

Bu cümlede “eminim” sözcüğü, kesinlik anlamı, “ola­bilir” sözcüğü ise, olasılık anlamı taşıdığından bu iki sözcük anlamca çelişmektedir.

➥ Bu çocukların şüphesiz ülkemizi uluslararası ya­rışmalarda en iyi şekilde temsil edeceğini sanıyo­rum.

Bu cümlede “şüphesiz” sözcüğü, kesinlik anlamı, “sanıyorum” sözcüğü ise olasılık anlamı taşıdığından bu iki sözcük anlamca çelişmektedir.

Aşağıdaki cümleler, anlamca çelişen sözlerin bir ara­da kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu içermektedir. Ayraçlı bölümlerde bu bozukluğa ne­den olan sözcükler gösterilmiştir.

Babasının kulağına bağırarak bir şeyler fısıldıyor, (bağırarak – fısıldıyor)

Çocuklar yavaşça yerlerinden kalkıverdi. (yavaşça – kalkıverdi)

Kesinlikle bu adamın bir şeyler gizlediğini tahmin edi­yorum. (kesinlikle – tahmin ediyorum)

Öyle zannediyorum ki yarın mutlaka gelir, (zannediyorum – mutlaka)

Aşağı yukarı tam iki saat sonra oraya varırız.(aşağı yukarı – tam)

İki kardeşin arasında tam üç yaş fark ya var ya yok. (tam – ya var ya yok)

Borsada geçen sene tamı tamına beş milyar lira civarında kaybetmiş.(tamı tamına – civarında)

Sıralama ve Mantık Yanlışlığı

Bir cümlede iki durum sıralanırken önem sırasına dik­kat edilmelidir. Bu sıralamanın karıştırılması, anlatım bozukluğuna yol açar.

➥ Annesini değil bir gün, bir ay bile görmese hemen özlerdi.

Bu cümlede “bir gün” sözüyle “bir ay” sözü yanlış sı­ralanmıştır. “Bir ay” sözü zaman dilimi olarak özlem duymak yargısıyla Ilişkilendirildiğinde “bir gün” sö­zünden daha güçlüdür. Bu yüzden “bir gün” sözün­den önce kullanılmalıdır, yani bu cümle “Annesini de­ğil bir ay bir gün bile görmese hemen özlerdi.” şek­linde düzeltilmelidir.

➥ Uzmanlar, sigaranın ölüme hatta kansere yol açan zararlı maddeler içerdiğini söylüyor.

Bu cümlede “ölüme” sözcüğüyle “kansere” sözcüğü yanlış sıralanmıştır, “kanser” sözcüğü, “ölüm” sözcü­ğüyle kıyaslandığında daha olumsuz değildir. Bu yüz­den “ölüme” sözcüğünden önce kullanılmalıdır. Yani bu cümle “Uzmanlar, sigaranın kansere hatta ölüme jj yol açan zararlı maddeler içerdiğini söylüyor.” şeklin- z de düzeltilmelidir.    ?

Aşağıdaki cümleler sıralama ve mantık yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozuklukları içermektedir. Ay- raçlı bölümlerde bu bozuklukların giderilebilmesi için sıralamanın nasıl olması gerektiği gösterilmiştir.

Bu doktor pansuman yapmak şöyle dursun, ameliyat bile yapamaz. (ameliyat yapmak – pansuman yapmak)

Gittiğimiz evde bırakın su vermeyi, yemek bile verme­diler. (yemek vermek – su vermek)

Sinan bu öğretim sezonunda sınıfını geçmek bir yana, takdir bile alamaz. (takdir almak – sınıfını geçmek)

Gazeteye göz atmak şöyle dursun, gazeteyi okumazdı bile. (gazeteyi okumak – gazeteye göz atmak)

Anlam Belirsizliği (Karışıklığı)

Bazı cümlelerde, tamlayanı ikinci tekil (senin) veya üçüncü tekil (onun) şahıs zamiri olan tamlananlar, tamlayanları düştüğünde, ikinci şahsa mı yoksa üçüncü şahsa mı ait olduğu anlaşılmaz. Bu cümle­lerde kişi bakımından belirsizlik vardır. Bazı cümleler yapısından dolayı iki anlama gelecek şekilde anlaşı­labilmededir. Bu cümlelerde de bir anlam belirsizliği, karışıklığı vardır.

➥ İstanbul’a geldiğini yeni öğrendim.

Bu cümle, tamlayan düştüğü için “Onun İstanbul’a geldiğini yeni öğrendim.” veya “Senin İstanbul’a gel­diğini yeni öğrendim.” gibi iki şekilde de anlaşılmak­tadır. Bu yüzden cümlede anlam belirsizliği vardır.

➥ Köye taşındıktan sonra onu ilk kez ziyaret ediyorum.

Bu cümle, tamlayan düştüğü için “O köye taşındık­tan sonra onu ilk kez ziyaret ediyorum” veya “Ben kö­ye taşındıktan sonra onu ilk kez ziyaret ediyorum” şeklinde anlaşılmaktadır. Bu yüzden belirsizlik vardır.

➥ Balık tutmayı babamdan daha çok severim.

Bu cümleyi söyleyen kişi, kendisinin balık tutma sev­gisiyle babasının balık tutma sevgisini karşılaştırmak­tadır. Fakat, balık tutma sevgisiyle babasına olan sev­gisini karşılaştırıyor, diye de anlaşılabilmektedir.

NOT: Bu tür cümlelerde anlatım bozukluğu değil, anlam belirsizliği vardır. Bu tip sorularda “anlam belirsiz­liği” ifadesi yer alır.

YAPISAL (YAPIYA DAYALI) BOZUKLUKLAR

Bir cümledeki yapısal bozukluklar, dilbilgisi kurallarını iyi bilmeyi gerektirmektedir. Dilbilgisinin değişik ko­nularını ilgilendiren yapısal bozukluklar şunlardır:

Özne-Yüklem Uyuşmazlığı

Özne-yüklem uyuşmazlığını üç başlıkta inceleyebili­riz.

a) Tekillik-Çoğulluk Bakımından Özne-Yüklem Uyuşmazlığı

Özne ile yüklem arasında tekillik çoğulluk bakımın­dan belli kurallar vardır. Bu kuralların dışına çıkıldığın­da özne-yüklem uyuşmazlığı meydana gelir. Bu baş­lıkla ilgili kurallar şunlardır:

Özne tekilse yüklem de tekil olur.

İhtiyar, sahildeki martıları seyrediyordu, (doğru)

Özne insan ve çoğulsa yüklem tekil de olur çoğul da olur.

Çocuklar bahçede top oynuyorlar, (doğru)

Çocuklar bahçede top oynuyor, (doğru)

Özne, insan dışında bir varlık ya da kavramsa, çoğul da olsa yüklem tekil olur.

Fikirler baskıyla yerleşmezler, (yanlış)

Fikirler baskıyla yerleşmez, (doğru)

Arılar kovanı balla doldurdular, (yanlış)

Arılar kovanı balla doldurdu, (doğru)

Özne anlamca çoğul sözcüklerden oluşuyorsa yük­lem tekil olur.

Herkes dünkü maçta çıkan olayları konuşuyorlardı, (yanlış)

Herkes dünkü maçta çıkan olayları konuşuyordu, (doğru)

Birçok öğrenci, yarınki sınava çok iyi hazırlanamadığını söylediler, (yanlış)

Birçok öğrenci, yarınki sınava çok iyi hazırlanamadığını söyledi, (doğru)

b) Kişi Bakımından Özne Yüklem – Uyuşmazlığı

Farklı kişiler özne olarak bir arada bulunursa, yükle­min alacağı kişi ekinin ne olması gerektiği konusun­da belli kurallar vardır:

Öznenin içinde birinci kişi yanında (ben – biz), ikinci kişi (sen – siz) veya üçüncü kişi (o – onlar) varsa yük­lem “birinci çoğul”a göre çekimlenir.

Bu zor soruyu bir ben bir de yeni gelen öğrenci doğru cevapladı.(yanlış)

Bu zor soruyu bir ben bir de yeni gelen öğrenci doğru cevapladık, (doğru)

Öznenin içinde ikinci kişinin yanında (sen – siz), üçüncü kişi (o – onlar) varsa yüklem “İkinci çoğul”a göre çekimlenir.

Sen ve arkadaşların, yarınki toplantıya katılmasın. (yanlış)

Sen ve arkadaşların, yarınki toplantıya katılmayın, (doğru)

Öznenin içinde birden fazla üçüncü kişi (o – onlar) varsa yüklem “III. tekil ya da III. çoğul’a göre çekimlenir.

O ve dünkü sınava girmeyenler yarınki sınava katılsınlar. (doğru)

O ve dünkü sınava girmeyenler yarınki sınava katıl­sın. (doğru)

c) Olumluluk – Olumsuzluk Bakımından Özne – Yüklem Uyuşmazlığı

Türkçede bazı özneler, mutlaka olumsuz yüklem al­mak durumundadır. Bu özneler; hiçbiri, hiç kimse, kimse gibi sözcüklerle oluşturulan öznelerdir.

➥ Hiç kimse ona yardım etmiyor.

Bu uyuşmazlıkla ilgili bozukluklar; yapıca sıralı, bağlı cümlelerde veya yan cümlecikli yani bileşik cümleler­de sorulmaktadır.

➥ Herkes bu kitabı arıyor; ama bulamıyordu.

Bu cümlede “arıyor” yükleminin öznesi “herkes” söz­cüğüdür. “bulamıyor” yükleminin öznesi söylenme­miştir, bu yüzden birinci yüklemin öznesi, ikinci yük­lemde ortak kullanılmıştır. Fakat ikinci yüklem olum­suz olduğundan bu yükleme olumsuz bir özne getiril­melidir. Yani cümle “Herkes bu kitabı arıyor; ama hiç kimse bulamıyordu.” şeklinde olmalıdır.

➥ Arkadaşlarımın hiçbiri geziye gitmemiş, okuldaki kursa katılmıştı.

Bu cümlede “gitmemiş” yükleminin öznesi “arkadaşları­mın hiçbiri” sözüdür, “katılmıştı” yükleminin öznesi söy­lenmemiştir, bu yüzden birinci yüklemin öznesi ikinci yüklemde ortak kullanılmıştır. Fakat ikinci yüklem olum­lu olduğundan bu yükleme olumlu bir özne getirilmeli­dir. Yani cümle “Arkadaşlanmın hiçbiri geziye gitmemiş, hepsi okuldaki kursa katılmıştı.” şeklinde olmalıdır.

Özne Eksikliği

Sıralı ve bağlı cümlelerde birden fazla yüklem bulunur. Bu yüklemlerin, farklı öznelere bağlanması gerekirken aynı özneye bağlanması, anlatım bozukluğuna yol açar.

➥ Yarın suçluların ifadesi alınacak ve mahkemeye sevk edilecek.

Bu cümlede “alınacak” yükleminin öznesi “suçluların ifadesi” sözüdür, “sevk edilecek” yükleminin öznesi­nin söylenmemesi, “suçluların ifadesi” sözünü bu yük­lemin de öznesiymiş gibi göstermektedir; bu yüzden ikinci yükleme “suçlular” diye bir özne getirilmelidir. Yani cümle: “Yarın suçluların ifadesi alınacak ve suçlu­lar mahkemeye sevk edilecek.” şeklinde olmalıdır.

Aşağıdaki cümleler, özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümlelerde bu bozukluğun nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Çevirinin dilimize zarar verdiği söylenir oysa dilimizi zenginleştirir.

Çevirinin dilimize zarar verdiği söylenir oysa çeviri di­limizi zenginleştirir.

Kazadan sonra hepimizin sinirleri bozulmuştu, kazaya üzülmüştük.

Kazadan sonra hepimizin sinirleri bozulmuştu, kazaya hepimiz üzülmüştük.

Konuştuklarımızı kimseye söyleme, aramızda kalsın.

Konuştuklarımızı kimseye söyleme, konuştuklarımız aramızda kalsın.

Arabanın benzini bittiğinden bir türlü çalışmıyor.

Arabanın benzini bittiğinden araba bir türlü çalışmı­yor.

Kazada şoförün suçlu olduğu anlaşıldı ve hemen tu­tuklandı.

Kazada şoförün suçlu olduğu anlaşıldı ve şoför he­men tutuklandı.

Okur, bu yapıta büyük ilgi gösterdi, bu yüzden defalar­ca basıldı.

Okur, bu yapıta büyük ilgi gösterdi, bu yüzden bu ya­pıt defalarca basıldı.

Mağazanın inşaatı bitti, yakında hizmete girecek.

Mağazanın inşaatı bitti, mağaza yakında hizmete gire­cek.

Bu kitapta, Sivas’ın tarihi dokusu sanatlı bir söyleyişle ele alınmış ve okurlar tarafından büyük bir ilgiyle kar­şılanmış.

Kitapta, Sivas’ın tarihi dokusu sanatlı bir söyleyişle ele alınmış ve kitap okurlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmış.

Nesne Eksikliği

Genellikle sıralı ve bağlı cümlelerde görülür. Nesne alması gereken bir eyleme nesne getirilmediği için or­taya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

➥ Ona asla kızmıyor, çok seviyoruz.

Bu cümlede “kızmıyor” eyleminin dolaylı tümleci olan “ona” sözcüğü, “seviyoruz “ eyleminde kullanılamaz. Çünkü “seviyoruz” eylemi, geçişli bir eylem olduğun­dan bu eylem; dolaylı tümleç değil, nesne almalıdır. Bu yüzden cümle “Ona asla kızmıyor, onu çok sevi­yoruz.” şeklinde olmalıdır.

➥ Hikâyenin dili o kadar akıcıydı ki akşama kadar üç defa okudum.

Bu cümlede “akıcıydı” yükleminin öznesi olan “roma­nın dili” sözündeki “hikaye” sözcüğü, “okudum” ey­leminin nesnesi olarak söylenmesi gerekirken söy­lenmemiştir. Bu da nesne eksikliğine yol açmıştır. Bu cümle ikinci yükleme nesne getirilerek “Hikayenin di­li o kadar akıcıydı ki hikayeyi akşama kadar üç defa okudum.” şeklinde düzeltilmelidir.

Dedem her gece bize masal anlatarak uyutmaya çalı­şırdı. .

Dedem her gece bize masal anlatarak bizi uyutmaya çalışırdı.

Eleştirmenler, bir yapıta tarafsız bir biçimde yaklaşarak değerlendirmelidir.

Eleştirmenler, bir yapıta tarafsız bir biçimde yaklaşarak onu değerlendirmelidir.

Konuşmacının düşüncelerine katılıyor ve destekliyo­rum.

Konuşmacının düşüncelerine katılıyor ve onu destek­liyorum.

Derslerine çalışmıyor, İhmal ediyordu.

Derslerine çalışmıyor, onları ihmal ediyordu.

Bu kitaba çok para verdim; ama hiç okumadım.

Bu kitaba çok para verdim; ama onu hiç okumadım.

Yalova’ya ilk defa geldiğini ve çok beğendiğini söyledi.

Yalova’ya ilk defa geldiğini ve burayı çok beğendiğini söyledi.

Tümleç Eksiklikleri

Genellikle sıralı ve bağlı cümlelerde görülür. Tümleç alması gereken bir eyleme tümleç getirilmediği için ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

➥ Arkadaşının sıkıntı çektiğini biliyor, sezdirmeden yardım ediyor.

Bu cümlede “biliyor” yükleminin nesnesi olan “Arka­daşının sıkıntı çektiğini” sözündeki “Arkadaş” sözcü­ğü, “yardım ediyor” eyleminin dolaylı tümleci olarak söylenmesi gerekirken söylenmemiştir. Bu da tümleç eksikliğine yol açmıştır. Bu cümle ikinci yükleme do­laylı tümleç getirilerek: “Arkadaşının sıkıntı çektiğini biliyor, ona sezdirmeden yardım ediyor.” şeklinde dü­zeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümlelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Binaya giriş ve çıkışlar yasaklandı.

Binaya giriş ve binadan çıkışlar yasaklandı.

Karaya yaklaşıyor muyuz yoksa uzaklaşıyor muyuz?

Karaya yaklaşıyor muyuz yoksa karadan uzaklaşıyor muyuz?

Hiç kimse bu sözleri dinlemez ve inanmaz.

Hiç kimse bu sözleri dinlemez ve bu sözlere inan­maz.

Geçen hafta arkadaşlarına uğradı ve bir gece kaldı.

Geçen hafta arkadaşlarına uğradı ve bir gece onlarda kaldı.

Olayları böyle değerlendirmek ve bu gözle bakmak yanlış.

Olayları böyle değerlendirmek ve olaylara bu gözle bakmak yanlış.

Çocukları çok sever, çok iyi anlaşırdı.

Çocukları çok sever, onlarla çok iyi anlaşırdı.

Arkadaşlarına hep tepeden bakar, bir türlü geçinemezdi.

Arkadaşlarına hep tepeden bakar, onlarla bir türlü geçinemezdi.

Düşman kaleyi saatlerce bombalamış; fakat gireme­mişti.

Düşman kaleyi saatlerce bombalamış; fakat kaleye girememişti.

Yüklem, Ek eylem ve Eylemsi Eksikliği

Birden fazla yargının olduğu cümlelerde, aynı yükle­me bağlanmaması gereken eylemlerin, yan cümle­ciklerin ve ek eylemin aynı yükleme bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır.

➥ Geçen yıl yüz bin ağaç, bu yıl da iki yüz bin ağaç dikmeyi düşünüyoruz.

Bu cümlede iki yargı vardır; ama yüklem “düşünü­yoruz” şeklinde tektir. Bu cümle: “Geçen yıl yüz bin ağaç diktik, bu yıl da iki yüz bin ağaç dikmeyi düşü­nüyoruz.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler, yüklem eksikliğinden kaynakla­nan anlatım bozuklukları İçermektedir, ikinci cümleler­de bu bozuldukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Yarın sabah İstanbul’a geleceğini, kendisini havaala­nında karşılamamızı istedi.

Yarın sabah İstanbul’a geleceğini söyledi, kendisini havaalanında karşılamamızı istedi.

Gazete okumayı çok, kitap okumayı hiç sevmezdi.

Gazete okumayı çok severdi, kitap okumayı hiç sev­mezdi.

O bana dert, ben ona mutluluk verdim.

O bana dert verdi, ben ona mutluluk verdim.

Buraya gelmeden önce mi sonra mı telefon ettin?

Buraya gelmeden önce mi geldikten sonra mı telefon ettin?

Durmadan gazoz, çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaştım.

Durmadan gazoz içilen, çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaştım.

Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğ­reneceğiz.

Hangisinin başarılı olduğunu, hangisinin başarılı ol­madığını öğreneceğiz.

Aşağıdaki cümleler, ek eylem eksikliğinden kaynakla­nan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümleler­de bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Evin kirası çok uygun; ancak yeri güzel değildi.

Evin kirası çok uygundu; ancak yeri güzel değildi.

Başı sıkıştığı anlarda bize gelir, onunla saatlerce ko­nuşurduk.

Başı sıkıştığı anlarda bize gelirdi, onunla saatlerce ko­nuşurduk.

Tamlama Yanlışlıkları

Birden fazla tamlayanın aynı tamlanana bağlanması, olması gereken tamlayanın ya da tamlananın olma­masından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından yararlı sonuçlar verdi.

Bu cümlede “ekonomik” ve “sağlık” sözcükleri, “açı­sından” tamlananına bağlanmıştır. Halbuki “ekono­mik” sözü “açıdan” tamlananına bağlanmalıdır. Bu cümle “Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açı­sından yararlı sonuçlar verdi.” şeklinde düzeltilmeli­dir.

➥ Anne ve babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenlerine durumunu sormalıdır.

Bu cümlede “çocuklarıyla” sözcüğü “durumunu” tamlananıyla ilgilidir. Ancak “çocuklarıyla”sözcüğü tamlayan alamadığı için anlatım bozukluğu oluşmuş­tur. Bu cümle “Anne ve babalar çocuklarıyla sürekli il­gilenmeli, öğretmenlerine çocuklarının durumunu sormalıdır.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler, tamlanan eksikliğinden kaynakla- ^ nan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümleler­de bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Ülkemizde sağlam malzemeyle yapılmayan binalar, en ufak bir sarsıntıda çok zarar gördüğü uzmanlarca dile getiriliyor.

Ülkemizde sağlam malzemeyle yapılmayan binaların, en ufak bir sarsıntıda çok zarar gördüğü uzmanlarca dile getiriliyor.

Gördüğüm rüyayı anneme anlattım ve ondan yorumu­nu yapmasını istedim.

Gördüğüm rüyayı anneme anlattım ve ondan rüyanın yorumunu yapmasını istedim.

Bir yazar bu tür olaylara kesinlikle karışmaması gerekir.

Bir yazarın bu tür olaylara kesinlikle karışmaması ge­rekir.

Aşağıdaki cümleler, tamlanan eksikliğinden kaynakla- ^ nan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümleler­de bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Bu yasadan, özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.

Bu yasadan, özel kuruluşlarda ve kamu kuruluşların­da çalışanlar yararlanacak.

Siyasi, askeri ve ekonomi alanlarında görüştüler.

Siyasi, askeri alanlarda ve ekonomi alanlarında gö­rüştüler.

Depremzedelere her türlü tıbbi ve gıda yardımı yapıldı. Depremzedelere her türlü tıbbi yardım ve gıda yardı­mı yapıldı.

Bu sınava düz ve meslek lisesinden mezun olan öğ­renciler de başvurabilecek.

Bu sınava düz liseden ve meslek lisesinden mezun olan öğrenciler de başvurabilecek.

Ek Yanlışlıkları

Cümlede eklerin yanlış kullanılması ya da bir sözcü­ğe yanlış ekin getirilmesinden kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

➥ Yazarların köy yaşayışına ilgilenmeleri toplumu- muz açısından çok yararlıdır.

Bu cümlede “yaşayışına” sözcüğü “ilgilenme” sözcü­ğü ile kullanıldığında ek yanlışlığı ortaya çıkar. Bu cüm­le “Yazarların köy yaşayışıyla ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.” şeklinde düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler, eklerin yanlış kullanımından kay­naklanan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cüm­lelerde bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Vergilerin daha düzenli toplanacağını sağlayacaklar.

Vergilerin daha düzenli toplanmasını sağlayacaklar.

Beni en çok sevindiren senin geldiğindir.

Beni en çok sevindiren senin gelmendir.

Tek amacımız, yurdumuza dönmemiz ve ülkemize ya­rarlı olmaktır.

Tek amacımız, yurdumuza dönmek ve ülkemize yarar­lı olmaktır.

Sorun, arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatma­mış olduğundan kaynaklanıyor.

Sorun, arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatma­mış olmasından kaynaklanıyor.

Yeni açmış bir çiçeği tomurcuklanmış bir erik ağacını görünce yüzüme bir gülümseme kaplıyor.

Yeni açmış bir çiçeği tomurcuklanmış bir erik ağacını görünce yüzümü bir gülümseme kaplıyor.

Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de yeşil alanların azlığındandır.

(“den” ekinin gereksiz kullanılması)

Deniz kenarına dün akşam yüzlerce balıklar vurmuş, (çoğul eki olan “/ar” ekinin gereksiz kullanılması)

Lise yıllarındaki okuduğum romanları unutamıyorum. (İlgi eki olan “-ki”nin gereksiz kullanılması)

Takımımızın içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan bir an önce kurtulmalıdır. (tamlayan ekinin gereksiz kullanılması)

Çatı Uyuşmazlığı

Bileşik cümlelerde temel cümlenin etken olup yan cümlenin etken olmaması veya temel cümlenin edil­gen olup yan cümlenin edilgen olmamasından kay­naklanan anlatım bozukluğudur.

➥ Birer bardak çay içildikten sonra o konuyu görüş­tüler.

Bu cümlede “görüştüler”sözcüğü temel cümlenin et­ken çatılı bir yüklemidir.Yan cümlecikteki “içildikten” sözcüğü edilgen çatılı bir özellik gösterdiğinden anla­tım bozukluğu ortaya çıkmıştır. Bu cümle: “Birer bar­dak çay içtikten sonra o konuyu görüştüler.” şeklin­de düzeltilmelidir.

Aşağıdaki cümleler çatı uyuşmazlığından kaynakla­nan anlatım bozuklukları içermektedir, ikinci cümleler­de bu bozuklukların nasıl giderileceği gösterilmiştir.

Bütün yemekleri hazırlayıp sofraya koyuldu.

Bütün yemekleri hazırlanıp sofraya koyuldu.                         <

Trafik kurallarına dikkat edilirse kaza yapmazsınız.

Trafik kurallarına dikkat edilirse kaza yapılmaz.

Teneffüste pencereler açılıp sınıf güzelce havalandır­malıdır.

Teneffüste pencereler açılıp sınıf güzelce havalandırılmalıdır.

Bu halılar yarına kadar yıkanıp müşteriye teslim etme­lidir.

Bu halılar yarına kadar yıkanıp müşteriye teslim edil­melidir.

Bir öğrenci ders çalışmaya başladığında hiçbir şeyle ilgilenilmemelidir.

Bir öğrenci ders çalışmaya başladığında hiçbir şeyle ilgilenmemelidir.

Dağların zirvesine doğru çıkıldıkça sıcaklığın düştü­ğünü hissedersiniz.

Dağların zirvesine doğru çıktıkça sıcaklığın düştüğü­nü hissedersiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*